‘Artık vazife sırası bizde’

Bilkent Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden sonra ODTÜ’de bilişsel bilimler üzerine yüksek lisansını tamamlayan Zahide Pamir, görsel sistemi anlamak üzerine çalışmalar yaptı. Bilkent Üniversitesi’nde Sinirbilim alanında doktora çalışmasını tamamladı. “Beynimiz gördüğü bir bilgiyi nasıl işliyor” sorusunun peşine düşen Pamir, 2017’de Harvard Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı olarak çalışmaya başladı. Burada beyin hasarı ile ortaya çıkan Serebral görme bozuklukları üzerinde araştırmalar yaptığını dile getiren Pamir, araştırmasıyla ilgili şu bilgiyi verdi:

‘TÜRKİYE’DE SAYILARI YÜKSEK’

“Amacımız meydana gelen hasarın beyinde ne gibi değişimlere yol açtığını ve bu durumun hangi görsel bozukluklara sebep olduğunu anlayarak hastalığı karakterize edebilmek ve nihayetinde bu hastalara doğru rehabilitasyon yöntemleri önerebilmek. Serebral görme bozukluğu oldukça yaygın bir rahatsızlık. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde görme bozukluğu olan çocukların yaklaşık yüzde 20’si bu hastalığa sahip. Çok bilinmeyen, dikkat bozukluğu gibi başka hastalıklarla karıştırılan ama son zamanlarda üzerinde daha çok araştırma yapılan bir konu. Türkiye’de de sayılar oldukça yüksek. Türkiye’de bu alandaki çalışmalarımı Amerika’daki işbirlikçilerimle birlikte sürdürmek istiyorum. Türkiye’de ise beynin değişme kapasitesi olan nöroplastisite üzerinde kendi laboratuvarımda çalışmalar yapacağım. Son yıllardaki çalışmalar beyin gelişiminin belli bir yaşta durmadığını, beynin doğumdan ölüme kadar değişebildiğini gösterdi. Sağlıklı bireylerle beynin değişmesi, bu değişimin bize sağladığı davranışsal etkiler, mekanizmalar üzerinde çalışacağız. Sağlıklı bir beyinde değişimin etkilerini anlayabilirsek hastalık olan beyinde bunu yorumlamak daha kolaylaşacak.”

‘BORCUMUZU ÖDEME VAKTİ’

Doktora sonrasında giderken amaçlarının geri dönmek olduğunu söyleyen Pamir, TÜBİTAK’ın bu programının kendileri için büyük avantaj sayladığını söylüyor:

“Laboratuvar kurmak, gerekli cihazları alabilmek için imkanlar sağlanıyor. Bunun dışında, ben Bilkent’te çok başarılı hocalarla çalıştım, onlar zamanında dönmeyi seçtiği için biz iyi yetiştik ve Harvard gibi bir yerde iş bulma imkanına sahip olduk. Şimdi biraz artık o vazife bizdeymiş gibi hissediyoruz, bunu ödeme vaktimiz geldi. Biz de dönelim kendi laboratuvarımızda tüm dünyada değerli bilim insanları yetiştirelim istiyoruz.”

Genç bilim insanlarına ise konfor alanlarından çıkmaktan korkmayın diyen Pamir, “Denemekten korkma, bir fırsat görüyorsan asla kaçırma başvur, başvurduktan sonra ‘Hayır’ diyebilirsin. Elinde hayır diyebilecek fırsatlar olsun. Burada bir hocamın verdiği en büyük tavsiye buydu. Ayrıca önemli noktalardan birisi de dil problemleri varsa öncelikle onu çözmelerini tavsiye ederim.”

Zahide Pamir ile Mustafa Karatok çifti ve kızları Ece.

‘HEDEFİM, BİLİM İNSANI YETİŞTİRMEK’

Harvard Üniversitesi Kimya Bölümü’nde deneyimli bilim insanı olarak çalışmalarını sürdüren Dr. Mustafa Karatok’un Türkiye’ye dönüş kararında en etkili motivasyonu iyi bilim insanları yetiştirmek. “Dönüş kararını zaten buraya gelmeden önce vermiştim” diyen Dr. Karatok, Hacettepe Üniversitesi’nde katalizör malzemeler üzerine çalışarak Türkiye’yi bu alanda öne çıkarmayı hedefliyor. Ankara Üniversitesi Kimya Bölümü’nü bitiren, doktorasını Bilkent Üniversitesi’nden alan Dr. Karatok, doktora sonrası araştırmacı olarak Harvard Üniversitesi’ne gitti. Üç yıl doktora sonrası araştırmacı olarak çalışan, iki yıldır deneyimli bilim insanı ünvanıyla çalışmalarını sürdüren Dr. Karatok, Harvard’da yaptığı çalışmaların Türkiye’deki çalışmalarıyla bağlantılı olduğunu anlattı. “Geleceğin teknolojisi için çalışıyoruz” diyen Dr. Karatok, şu bilgileri verdi:

“Kimya endüstrisinde kullanılan gerek hammadde üretiminde gerekse son ürün üretim süreçlerinde kilit rolü oynayan katalizör denilen malzemeler üzerine çalışıyorum. Ben deneme yanılma yöntemiyle yeni katalizör bulmak yerine, bunların nasıl çalıştıklarını, fonksiyonlarının ne olduğunu, neden belli reaksiyonlara karşı yüksek atık ürettikleri gibi konularda temel sebeplerini araştırmak, bunları anlamak ve bunun sonucunda en etkin çalışan, minimum düzeyde atık üreten, daha az enerjiye ihtiyaç duyarak üretim yapan katalizörler dizayn etmek.”

Hocaların izinden

Türkiye’de bu çalışmaları sürdüreceğini söyleyen Dr. Karatok, Türkiye’ye dönüş kararını da şöyle anlattı: “Dönüş kararını buraya gelmeden önce vermiştim. Türkiye’de çok iyi bilim yapan, dünya standartlarında çalışan çok iyi hocalar var. Hedefim onlardan biri olmak. Bu süreçte kendi hocalarımı örnek aldım. Eğer onlar zamanında dönmeselerdi ben bu kadar iyi eğitim alıp yetişemeyecektim. Türkiye’de dünyayla yarışır iyi bilim yapan insanları yetiştirmek istiyorum. Yurt dışında çalışma imkânları daha iyi, çok fazla fon ve yetişmiş insan kaynağı var ama benim kararımız hep dönmekti. Akademik kariyer inişleri çıkışları olan sürekli öğrenmeyi gerektiren bir iş. Bunu severek heyecan duyarak yaptıklarından emin olsunlar. Konfor alanlarının dışına çıksınlar. Çünkü Türkiye’de akademik kadrolarda, kişiler lisans eğitiminden başlıyor profesörlüğe kadar aynı üniversitede ömrünü geçirebiliyor. Bu yeni konularda öğrenmeyi gelişimi kısıtlıyor. Bunu yapmasınlar, yurt içinde ve dışında iyi bilim insanlarıyla bir araya gelip onlarla çalışma fırsatlarını araştırsınlar.”

Mustafa Karatok, hedefinin Türkiye’de bilim insanı yetiştirmek olduğunu söylüyor.

YARIN: Almanya’dan ‘Gerçekten akıllı asistan’ tasarlamaya geldi

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.